Yazı Detayı
25 Ekim 2016 - Salı 13:33
 
GÖREBİLENE BU ALEM GÖKKUŞAĞI MİSALİ...
Pınar ALTIPARMAK
altiparmakpinar@hotmail.com
 
 

Bu sabah gözlerimi açtığımda günün gökkuşağı misali yedi rengini gördüm ve şöyle dedim; kendi kendime dünya bu kadar renkliyken insanoğlu neden bu kadar kara kara düşünür ki? Biz şanslı olanlarız, seçilip gönderilenler, yaşamasına ve dünya denilen harika âlemi görmesine izin verilenleriz… Birçoğumuz daha da şanslı olanlarız… Ben bunu şöyle ikiye ayırıyorum. Bakanlar ve görebilenler… Dünya ne kadar sırlarla dolu bir âlem gibi görünse de aslında daha kolay, daha keyifli ve daha yumuşak bir âlem. Bu âlemde yaşamak oldukça basit… Yapmamamız gerekenler oldukça kolay ama işe önce inanarak ve görmeye çalışmakla başlayabiliriz. Sonrası içinden çıkmak istemeyeceğimiz ve bırakıp gitmek istemeyeceğimiz bir âlem…

İnsanoğlunun hayatında en zor olan şey aslında kötü olan şeyleri yapmaktır… Biraz düşündüğünüzde ne demek istediğimi anlarsınız… Burada lütfen şuna dikkat edin ‘düşünmek’ diyorum.. Düşünmek yaratılışımızdaki mucizenin en güzel malzemesi. Düşünüyor olabilmek. Olaylar ve zaman karşısında tüm olumsuz ve kötü şeyler karşısında ki en büyük silah düşünebilmek, iyi olanı düşünebilmek… Düşünüp daha iyi neticeler çıkartabilmek. Doğru düşünebilmek içinde yapılaması gerekenler var elbette, şöyle ki; dünya denilen bu âlemde var olan sadece insanlar değil… Bitkiler, hayvanlar, eşyalar, taş, toprak, hava, ateş, rüzgâr, su… İçimizi ısıtan günümüze ışık olan güneş ve gecenin karanlığına aydınlık getiren ay ve yıldızlar her gece bizi izleyen, sessizce aklımıza gelen gelmeyen ve gözle göremediklerimiz, işitemediklerimiz bu alem tahminimizden büyük bir alem… Her yaratılanın bir dili, bir rengi, bir kokusu ve yaratılmışlığında bir hikmet var… Hiçbir yaratılan bu âleme sebepsiz ve nedensiz gelmez görmezden geldiğiniz ve sadece bakıp geçtiğiniz birçok şeyin sizin tahmininizden çok faydası vardır bu âlemde. Ama tüm bu saydıklarımı ve daha fazlasını görebilmek istiyorsak önce işe kendimizi görerek başlamalıyız. Ben kimim? Nasıl biriyim? Bana bahşedilen özellikler ne? Bendeki saklı güç ne? Ben ne yapabilirim? Önce bu sorulara cevap olabilecek şeyleri ortaya çıkarmalıyayız. Bütün bu cevapları sırayla buldukça kendimizi tanımaya başlayacağız.. Daha sonra bu alemi keşfe çıkacağız... Burası neresi, neden buradayım, bu âlemdeki saklı olan gerçek ne? ve bu sahnede bana verilen rol ne? Bu sorularında cevapları sırayla geldikçe bu defa bu âlem içinde yaratılan diğer mucizevi varlıklarla tanışmaya başlayacağız. Sonra peşi sıra su sorular gelecek bütün bunlar bu yaratılanlar nasıl onlarla bir olabilirim, nasıl kendimi anlatabilirim nasıl anlamaya çalışabilirim… Dillerini söylemek istediklerini nasıl duyabilirim, verdikleri işaretleri nasıl çözebilirim… Belki işin bu noktasında korkacaksın, korkma tüm bunların da cevaplarını bulacaksın ama biraz zorlanacaksın… İşin bu tarafı biraz kalabalık olacak çünkü. Sen yine işe inanarak ve görerek başlayacaksın… Gözlerini kapatıp dinleyerek, kalbinin kulaklarını açıp duyarak, gönül gözünle bakıp görmeye başlayacaksın ve sen bu yolculukta bavuluna bu sefer giysilerini almayacaksın bu defa o bavula… İyi niyetini, tebessümünü, en güzel sözlerini, hayallerini, hislerini, duygularını koyacaksın… Her gittiğin yerde her tanıştığın kişi karşısında ,her içinde bulunduğun ortamda ,onları üzerine giyeceksin.. Onları takıp takıştıracak ve onları diline alacaksın… Yaratıcı tarafından severek yaratıldığın bu alemde sevgiyle yol alacaksın… ama evden çıkmadan evvel aynaya bakmayı ve kendine şunu hatırlatmayı da unutmayacaksın ben hem her şeyim bu alem için mucizelerin en güzeliyim ama be bu alem içinde de bir hiçim diyeceksin.. Neden mi? Yaratılmışlığın harika tarafı senin başını döndürmeyecek bu yolculukta çünkü o zaman ‘BEN’ olursun ama bu seyahat ‘biz’ olma yoludur, yolculuğudur… çünkü gerçek mutluluk etrafındaki her şeyle bir bütün olmaktır. Aynı olduğunu bilmektir… Yargılamak, ceza vermek, sadece yaradana vergidir. Een fani olduğunu bileceksin.. Etrafındaki gördüklerinden biri olduğunu.. Bu yolculukta çok dinleyecek, az konuşacaksın.. Diline yaratanın adını ve en güzel kelamları zikir edineceksin.. Hemen karar vermeyecek duyduklarının hiçbirine inanmayacak, gördüklerininse yarısına inanacaksın.. Sen çokça düşünecek ve yol almaya devam edeceksin.. Tebessümün en güzel sadaka olduğunu bilecek, güzel iki kelimenin kapalı kapıların tek anahtarı olduğunu unutmayacaksın… Bu yolculukta yaptığın her şeyin sana geri döneceğini bilecek ve düşünerek hareket edeceksin.. Başına kötü şeylerin gelmemesi adına düşünerek doğru adımlar atacaksın… Şimdi kapıyı usulca aç.. Hadi şimdi yola çıkma vakti… Zorda kaldığın ve sabrınla sınandığın vakit aklına daima şunu getireceksin… “BEN YARATILAN İYİ VE KÖTÜ HERŞEYİ YARADANDAN ÖTÜRÜ SEVİYORUM…”

Bu yazımı okuyan siz sevgili dostlarım hepinize yaşamlarınızda kara kara düşünmediğiniz Renkli yolculuklar dilerim… Yaradan her adımımızda bizlere eşlik etsinin inşallah… Allaha emanet olun… PINAR ALTIPARMAK

 
Etiketler: GÖREBİLENE, BU, ALEM, GÖKKUŞAĞI, MİSALİ...,
Yorumlar
Haber Yazılımı