Yazı Detayı
02 Mayıs 2016 - Pazartesi 15:13
 
AŞKIN YOLCULUĞU “BİLMİŞLİKTEN” DEĞİL “TÖVBEDEN” GEÇER…
Pınar ALTIPARMAK
altiparmakpinar@hotmail.com
 
 

Hey gidi yalan dünya hey... Şu günlerde karşıya geçip izlerim sahte âleminin boşluğunu. İçindeki boş bomboş hallerini, her gün ahkam kesen kendince, tarafınca konuşan bi çare bilmişlerini..

Öğretmekten yana olmayan… Allah’a bir adım daha yaklaştıracak, gönüllere sevgi tohumu ekmek yerine korku salan bilmişlerini… Seyreylerim manevi sevgisizlikleri, uzaklıkları öylesine yaşanmakta olan ömürleri… Seyreylerim dünyalık yaşayan hırs ortaklarını, gözü mevkilerde olanları kalpleri Allah yolunda değil de “Ben” kelamının içinde atanları… Seyreylerim vefasızlıkları, yalan âlemin yalan olmuş tüm hallerini seyreylerim ve derim ki nice olur bizim hallerimiz AZİZİM.

Sürüsüne bereket Bilmiş efendiler anlatırlar ha anlatırlar… Anlatırlar amma sanılmaya ki din budur. Şimdi öyle bir hale getirdiler ki bu işi sanki bu din abdestin nasıl alınacağından, orucu namazı neyin bozacağından başka bir şey değildir. Oruç dediğin, abdest dediğin, namaz dediğin… İman var ise vardır azizim. Hele sen şu imanı bozan şeylerden bahset bize de abdestimiz tutsun .. Anlat hele bilmiş efendi orucu nelerin bozduğunu ezber çokta zor değil. Sen asıl imanı bozan haller neler onu anlat hele… Kul hakkı yemek, Emeği hiçe saymak, işi ehline vermemek, Adam kayırmak, işine ve tartısına hile karıştırmak, hırsa kapılmak, Zayıf bulunca zulmetmek, büyük görünce dalkavukluk etmek, Topluluk içine fitne sokmak, bölüştürmek değil bölücülük yapmak, dostunu dahi kıskanmak, yalan söylemek, buğz beslemek hep söyleriz bir kez daha söyleriz… Ne der pirimiz Ahmet Yesevi; Ağlaması göz boyar her gün ayağı kayar kendini adam sayar ahir zaman bilmişleri… Başına sarık sarar kendine mürit arar ilmi yok neye yarar ahir zaman bilmişleri... Dünyaya kucak açar zoru görünce kaçar her yana küfür saçar ahir zaman bilmişleri işte şimdi böyle artık bu işler bin bir türlü günahı salıveririz ortaya aman ha abdesti bozan haller bunun nice alınacağı belli çaresi ilacı belli Namazı orucu kaçıranında ilacı belli de... Hele o vakit imanı bozan nice nice günahın ilacı nedir. Buna reçete ne ola ki nereden buluruz günahın reçetesi hangi hekimdedir. Sevgili dostlar size Beyazıdı Bestami’den bir hikâye anlatıvereyimde bitirelim sohbeti… Hazret bir gün müritleriyle gezinti sırasında yolları bir veli yurduna gelir şimdilerde adına akıl hastanesi dediğimiz. Ayaküzeri hekimlerle sohbet ederken bir hekim ruhi hastalıklar ve çareleri hangi hastalıklara hangi ilacın iyi geleceği hakkında bilgi vermektedir. Gönüller sultanı bu bilgilerden sonra hekime şöyle bir soru sorar; hekim efendi der siz bütün hastalıkların ilaçlarını saydınız peki günah hastalığının ilacı ne ola o vakit, Kısa bir sessizlikten sonra orada bulunan deli velilerden biri hekim dilinde akıl hastalarından biri edep ile müsaade isteyerek söze girer müsaadeniz olur ise bu ilacı ben söyleyeyim mi der. Gönüller sultanı bu samimi teklif karşısında müsaade eder. Hekimlerde can kulağı ile hastalarını dinlemektedirler. Günah hastalığının ilacı şudur ki; tövbe kökünü istiğfar yaprağıyla karıştırıp Gönül havanına koyduktan sonra tevhit tokmağıyla döveceksin insaf eleğinden eledikten sonra gözyaşı ile hamur edip ilahi aşk ateşinde pişireceksin muhabbet balından da birazcık karıştırıp sabah akşam kanaat kaşığı ile azar azar yiyeceksin. Bu ilacı öğrenen Beyazıt hazretleri hey gidi dünya hey demek bu kadar bilmişin ama had bilmezin arasında senide deli diye buraya getirmişler deyip oradan ayrılır… İşte böyle canlar sanmayın ki bu bir misal reçete gerçektir. Bu ilaç hala günah hastası olanlara tavsiye edilmeye değer bir ilaçtır. Cenab-ı hak tövbe edenlere yüce mertebeler vadetmektedir… Bunlardan biride günahların sevaba dönüşmesidir. Bu nasıl olur diye terettüte gerek yok bunu tartışmak dahi aptal işidir ilahi rahmet bu kadar geniştir… İnanıp teslim olmak rahmete koşmak gerek yüce Allah kuluna gönlündeki iman ve niyete göre muamele eder. Allah diyen mahrum olmaz .Allah tövbe edenleri sever ayeti ile şüphesiz Allah günahla imtihan olup Tövbe eden mümin kulunu sever hadisi ile Günaha bulanmış kulun kalbini çekmeye yeterde artar bile. Bize ne oldun diye sorarlar ise HİÇ demek gerekmektedir. Bundan böyle yolun neresidir derler ise Tövbe yoludur denmelidir. İyilik yoludur diye söylenmelidir. Dünyadan geçiyorsun yolcu, derdin nedir derler ise sadece bir parça hoş seda bırakmaktır yanında bir parça tebessüm ile diyebilmektir… Yolunuz, yolumuz hayırlı olanlara çıksın sevgili dostlar. Niyetimiz hayır karşılaştıklarımız hayır olsun. Yaradan kalplerimizden sevgisini eksik etmesin. Servetimiz iyi niyetimiz olsun, dünyaya geliş niyetimiz gönüller yapmak olsun. Sevgiyle ve sağlıkla kalın…

 
Etiketler: AŞKIN, YOLCULUĞU, “BİLMİŞLİKTEN”, DEĞİL, “TÖVBEDEN”, GEÇER…,
Yorumlar
Haber Yazılımı